Marmaris

Coğrafi Konum

Marmaris, batısında Reşadiye Yarımadası ve Kerme Körfezi, kuzeyinde Ula, doğusunda Balan Dağı, Karadağ ve Günlük Tepeleri ile güneyinde Akdenizile çevrilidir. Körfezin önünde kıyıya ince bir dille bağlı olan Adaköy, onun önünde Bedir Adası, Keçi Adası ve Güvercin Adası bulunur. Kentin en eski kısmı denize doğru uzanmış bir tepe üzerine kurulu olan Kale Mahallesidir. Marmaris daha sonra eteklere doğru ve kıyı boyunda gelişmiştir.

İklim

Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilçede yazlar oldukça sıcak ve kurak, kış ayları ise nispeten ılık ve bol yağışlı geçer. Dağların orografik konumu itibari ile Marmaris, Türkiye’nin Rize’den sonra en bol yağış alan bölgelerindendir ve yıllık yağış miktarı 1200 mm üzerindedir. Mayıs – Eylül arası dönem pek yağış görülmez ve oldukça kurak geçer.

Gezilebilecek Tarihi ve Turistik Mekanlar

Kent Turu

Marmaris Türkiye’nin en popüler tatil merkezlerinden birisidir. Özel araçla gidiyorsanız çamlar arasından Marmaris’e doğru inen yolda “İşte Marmaris” yazılı tabelayı görünce bir mola verip kenti kuşbakışı seyredebilirsiniz. Son 15 yılda çok hızlı bir yapılaşma yaşandı ama yine de güzel görünür kent, bu noktadan.

Marmaris yaz aylarında 100.000’i bulan şehir içi nüfusuyla artık devasa bir tatil şehri durumundadır.  Her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür. Yüzlerce lokanta, cafe, eğlence yeri açılmıştır.

Onca yapılaşmaya rağmen, yapılan çevre düzenlemeleri ve arıtma sistemleri sayesinde kent içindeki plajlardan denize girilebilen ender kentlerimizdendir. Daha temiz deniz, daha boş sahiller arayanlar için karadan ya da tekne turlarıyla ulaşılabilen koyları vardır. Su ve doğa sporları meraklılarına, oteller ve seyahat acentaları çok çeşitli seçenekler sunar.

Kent merkezindeki en önemli tarihi yapı Kale’dir. Kale ilk kez İonialılar tarafından yapılmıştı. Bugünkü kale 1522’de Osmanlılar tarafından yapılmış olandır. Kale, 1914 yılında bir Fransız savaş gemisinden atılan top ateşi sonucu büyük zarar görmüş. Cumhuriyet döneminde kale yerleşime açılmış ve 18 konut, çeşme yapılmış. 1980-90 Yılları arasında restore edilen Kale’nin içinde bugün müze yer almaktadır. Kalenin girişi doğrudan bahçeye açılıyor. Avlunun iki yanından surlara merdivenlerle çıkılıyor. Surlardan çevreyi izlemeli. Kapalı mekanlardan ikisi arkeoloji müzesi olarak düzenlenmiş. Bahçede ve bu iki salonda bölgedeki kazılardan elde edilen eserler, amphoralar, Knidos, Burgaz, Hisarönü kazılarından elde edilen pişmiş toprak, cam eserler, sikke ve süs eşyaları sergileniyor. Galerilerden biri Türk Evi olarak düzenlenmiş etnografya salonu, bir diğeri de kale komutanının odasıdır.

Kentteki diğer bir Osmanlı yapısı da Hafza Sultan Kervansarayı’dır. 1545 Yılında yapıldığı üzerindeki yazıtta belirtilmiştir. Üzeri kemerlerle örtülü Kervansaray, kaleye çıkan dar ve basamaklı sokağın hemen girişindedir. Kervansaray’ın 7 küçük ve bir büyük odası günümüzde turistik eşya ve hediyelik satan dükkanlara tahsis edilmiş.

Çarşı içindeki Tarihi Bedesten ise, eskiden olduğu gibi bugün de alışveriş merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Alışverişi yapanlar ve satılan ürünler değişmiş sadece, her şey turistik olmuş.

Marmaris yakın çevresinde Osmanlı dönemine tarihlenen başka eserler de var. Kemeraltı Mahallesi’ndeki İbrahim Ağa Camisi 1789’da, Muğla yolunun 10. Km’sindeki Taşhan ve Kemerli Köprü ise 1552’de yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferine çıkmadan önce ziyaret ettiği kehanetleriyle ünlü Sarıana’nın türbesi aynı adlı mahallededir. Rivayete göre Rodos seferine hazırlanan koca Osmanlı ordusunun bütün askerleri Sarıana’nın tek ineğinin sütüyle kahvaltı yapmış.

İskele ve  Yat Limanı Çevresi                                                                           
Marmaris Netsel Marinası Güney Ege’nin en büyük ve modern marinası olup, yatlara her türlü servis verilmektedir. Marina ile çarşı arasındaki rıhtıma ise Mavi Yolculuk ve günübirlik gezi tekneleri bağlanırlar.
Yat limanından Venedik deresini takip ederek içeri yöneldiğinizde barlar sokağına çıkacaksınız. Her türlü müzik zevkine hitap eden barlar sağlı sollu bu sokakta sıralanır. Çoğu eski Marmaris evlerinin restorasyonuyla dönüştürülmüştür bugünkü işlevlerine. Yüksek duvarlarla çevrili eğlence kompleksleri de açılmıştır bu bölgede son yıllarda. Eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürer.

Rıhtım boyunca sıralanan bar ve lokantalar ise günbatımı öncesinde dolmaya başlar. Rıhtıma paralel ve dik inen sokaklar Marmaris’in gece yaşamının en renkli noktasını oluştururlar. Müziğin ve eğlencenin her türü vardır.

Yakın Çevre

Armutalan
Marmaris’in hemen yanı başında, yeni otel, lokanta, eğlence yerleriyle gelişen turizm merkezidir. Yürüyüş ve bisiklet binmek için uygun parkurlara sahiptir bu bölge.

İçmeler
Marmaris’in eğlencesinden yararlanıp da gün içini ve uyuma saatlerini daha sakin geçirmek isteyenler için hemen yakında ayrı bir turizm merkezi olarak gelişen bir yerdir İçmeler. Çok sayıda otel bulunmasına rağmen, yapılan çevre düzenlemesiyle yeşili ve çiçeği bol, yürüyüş yolları geniş, plajı her zaman temiz bir beldedir İçmeler. Beldenin girişindeki park botanik bahçesi gibidirYeme, içme ve eğlence açısından da çok zengin seçeneklere sahiptir.

İçmeler’in eskiden şifalı içmeleri varmış, adı da buradan kaynaklanmaktadır. Aşırı yapılaşmaya ve kalabalığa rağmen plajı ve deniz suyu temiz kalabilmiş. Ama daha temiz deniz ve daha az kalabalık isterseniz, tekne turlarına katılıp çevre koylara gitmelisiniz.

Modern ile geleneksel yapı İçmeler’de bir aradadır. Sahilin hemen arkasında, yürüme mesafesindeki Köyiçi ve daha ilerideki kanyonun girişindeki tesisler doğa ve eski köy yaşamı tutkunları içindir.

Günnücek, Yalancı Boğazı ve Cennet Adası (Nimara)
Marmaris’in yaz sıcağından bunalırsanız Netsel Marina’yı geçip Yalancı Boğazı yoluna girip, Günnücek piknik alanına gidebilirsiniz. Parfümcülük ve tıp alanında kullanılan sığla yağının sağlandığı günlük ağaçları arasında yazın suyu çok azalan bir dere de bulunmaktadır. Piknik alanı orman idaresi tarafından düzenlenmiştir. Plaj ve kamp alanından yararlanabilirsiniz.Marmaris’ten bakınca boğaz gibi görünen ve halk arasında Yalancı Boğazı olarak tanımlanan doğal set, Nimara Yarımadasını (Cennet Adası) karaya bağlar. Ayrıca, Cennet Adasının kuzeybatı yamacında 350 m.lik topografik bir yükseklikte Nimara Mağarası vardır. Cennet adası (Nimara yarımadası) Marmaris’in karşısında boylu boyunca uzanır. Yarımada günübirlik teknelerin uğrak yerlerinden birisidir.

Ama dilerseniz, kent merkezine 8 km uzaklıktaki Yalancı Boğazı’na kadar minibüs ya da aracınızla gidip, yürüyerek Cennet Adası’na çıkabilirsiniz. Patika yollar kent kalabalığından uzakta ve doğayla başbaşa ideal bir yürüyüş güzergahı oluşturur. Manzara çok güzeldir. Marmaris’ten kalkan teknelerin uğradığı iskele çevresinde çardak lokantalar ve cafeler vardır.

Sedir Adası – Kedrai

Sedir Adası, coğrafi ve idari olarak Ula sınırları içinde yer almaktadır. Ancak, Marmaris’e yakınlığı ve turistler için ulaşım kolaylığı açısından Marmaris ilçesi sayfalarında da yer veriyoruz.

Marmaris-Muğla yolunun 12. km’sinden sola ayrılan yol, 6 km sonra Gökova Körfezi’nin bir başka noktasına, Çamlı İskelesi’ne ulaştırır sizi. Çamlı İskelesi’nden doldukça kalkan tekneler Sedir Adası’na gidiyorlar.

Sedir Adası, Kedrai Antik Kenti ve ünlü Kleopatra Plajı ile tanınıyor. Kedrai bir Karia kenti. Sonradan Rodos devletine bağlanmış.

Kedrai sedirler anlamına gelir. Özellikle gemi omurgası yatırmada kullanılan dayanıklı ağaç sedirin adada varlığı bilinmemesine karşın, eski Yunanca’daki anlamı budur. Rodos Karşıyakası’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Kedrai, surlarla kuşatılmıştı. Kule ve duvarları kıyıda izelenebilen kentin orta kesiminde Dor düzeninde Apollon tapınağı bulunur. Tapınaktan bugüne ancak temelleri ulaşabilmiş.

Agora, çeşitli yapı kalıntıları ve kent nekropolisinin yanı sıra, adanın doğu kesiminde ise yüzü kuzeye bakan ve oldukça iyi durumda tiyatrosu vardır. Knidos gibi büyük kentleşmeleri saymazsak, Rodos Karşıyakası olarak adlandırılan Marmaris-Bozburun yöresinde, İlkçağ yerleşimlerinin ancak üçünde tiyatro görülür.

Atina ile Isparta arasında süren Peloponnessos Savaşları sırasında kente, İÖ 405 yılında, Atina yandaşı olması yüzünden saldıran Ispartalı general Lysander, adayı ele geçirmiş ve halkını köleleştirmiştir.

Adanın altın sarısı kumlarından öykülenen, Kleopatra ile ilintili anlatım vardır. En yaygın anlatılanı da kumların Mısır Kraliçesi Kleopatra ile sevgilisi Roma’lı Komutan Antonius’un adada buluşmaları için Mısır’dan gemilerle getirildiği şeklindedir.Adanın kuzey kıyısındaki kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır ve Ege ve Akdeniz’de Sedir dışında sadece Girit Adası’nda görülür. Ada ve çok özel jeolojik oluşumlar sonucu ortaya çıkan ve giderek azalan kumlar  2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları koruma Kanunu gereği koruma altına alınmıştır.
                                                                                                                                      
Kleopatra Plajı’nın altın sarısı kumu ve mavinin farklı tonlarını bir arada yansıtan denizi ile Sedir Adası ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Tekneler Çamlı iskelesine öğleden sonra saat 16.00 – 17.00 arası dönüyorlar.

Turunç

Marmaris’in mahallelerinden biri olan Turunç’a otobüsle veya karayoluyla kendi aracınızla gidiyorsanız çamlar arasında uzanan virajlı bir yoldan gideceksiniz. İçmeler’i geçtikten sonra tırmanış başlıyor. Eğer sürücü koltuğundaysanız çevrenin ve Marmaris Körfezi’nin güzelliğine dalıp gitmeyin, virajlara dikkat edin. 20 km’lik asfalt yolu ralli meraklısı değilseniz yarım saatte alabilirsiniz. Ama isterseniz deniz yoluyla gidin, 15 millik bir yol.

Nasıl giderseniz gidin ama Turunç’a mutlaka gidin. Marmaris’te konaklıyorsanız bir gününüzü ayırabilir veya  Turunç’ta kalabilirsiniz. Yokuşlar, inişler, virajlar ve hep yanı başınızda olan çamlar arasından giderken ansızın karşınıza çıkıverecek Turunç. Aşağıda sanki özel olarak mavinin özel bir tonuyla boyanmış gibi bir deniz. Çivit mavisi, cam mavisi, gökyüzünün denize düşmüş mavisi, mavinin her tonu denizde.

Etrafı çamlarla süslü yüksek tepelerle çevrili, tepelerden bir serinlik düşüyor sahile, güneş her zaman parlak ama sıcak bunaltıcı değil. Narlar, dutlar, erikler ve tabii turunçlar. Sardunyalar her yerde, zakkumlar, begonviller her yerde.

Turunç mavi yolculuğa çıkan teknelerin vazgeçilmez uğraklarından birisidir. Akşam olunca koyda demirlemiş teknelerden, sahildeki lokantalardan şarkılar yükselir. Mavi Bayraklı plajı, suyu, kumu ve çevresi tertemiz.

Turunç’ta denizin ve güneşin dışında seçenekler de var. Doğa yürüyüşü yapmak, jeep-safari turlarına katılmak isteyenler elverişli güzergâhlar bulacaklardır. Dalma merakınız varsa en maceralı dalışları burada yapabilirsiniz.
İhtiyacınız olan her türlü malzemeyi kiralayabilir, isterseniz eğitim de alabilirsiniz.

Su sporları için koyda hizmet veren işletmeciler var. Su kayağı, banana ve parasailing (paraşüt) yapabilirsiniz. Çevre koylara yapılan günübirlik tekne turlarına katılabilirsiniz. Gezide Kumlubük, Çiftlik’e uğrayın.

Turunç’tan Marmaris 21 km. Virajlı, çıkışlı-inişli, asfalt zeminli ve çamlar arasında süren güzel bir yolla ulaşılıyor. Düzenli minibüs seferi var. Deniz yoluyla da ulaşılabilir.

Kumlubük
Kumlubük güzel plajı yanında, bölgenin en iyi deniz mahsullerinin bulunduğu ve kıvamında pişirilip servis yapıldığı balıkçı lokantaları ile meşhurdur.                                                                                                                                                                                                                       Kumlubük’e Turunç’tan karayolu da var. Toprak yol, Turunç Otel’in hemen arkasından geçiyor. Manzara etkileyici.
Amos
Turunç’ta bir sabahınızı ya da akşam üzerini Amos antik kentine yapacağınız yürüyüşe ayırın. Turunç’tan yürüyerek 1 saatte Kumlubük’ten ise yarım saatte ulaşabileceğiniz Amos, Antik Çağ’ın önemli kentlerinden biriydi ama günümüze çok fazla şey kalmadı. Hisar Burnu diye bilinen ve bir yanında küçük çakıllı bir koy, diğer yanında Kumlubük sahilinin uzandığı tepedeki dar ve uzun düzlükte tiyatro ve kent surlarını görebilirsiniz.Kentin nekropolisi ise kuzeydeki küçük koyun yamaçlarına doğru yayılmıştır. Ama kalıntılardan çok ayağınızın altında göz alabildiğine uzanan manzaradan etkileneceksiniz.

Bayır

Marmaris’ten çıkıp İçmeler’i geçip ve Turunç yoluna girerseniz, dar asfalt yolda bir süre keskin virajlarla tırmanırsınız. Kısa bir düzlük ardından Turunç yolundan ayrılır ve Bozburun’a yönelirseniz, çam ormanlarının serinliğinde küçük yerleşimlerin arasından geçip yaklaşık yarım saat sonra Bayır’a ulaşılırsınız.

Bayır Köyü son yıllarda “jeep safari” turlarının gözde durak noktası oldu. Mola verip, köy meydanındaki dev boyutlu tarihi çınar ağacının altındaki açık kahvelerden birinde bir çay ya da köpüklü ayran içmeyi unutmayın. Hikmeti neredendir bilinmez ama kocamış çınarın etrafında bir tur atmanın ömrü uzattığı söylenir. Bayırlılar bunu çınarın künyesine yazıp asmışlar.

Bayır’ın antik Syrna kentinin üzerinde kurulduğu, şimdi caminin bulunduğu alanda sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış bir tapınağın bulunduğu iddia ediliyor. Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiç bir iz kalmamış. Syrna kentinin akropolisi köyün 2 km kuzeydoğusunda Yancağız Tepesi üzerindedir. Akropolise Bayır’dan bugün de kullanılan antik taşlı yol izlenerek gidilebilir. Tırmanış yaklaşık yarım saat sürer. Akropoliste kent surlarının bir bölümü, mezar kapak taşları ve yapı kalıntıları görülecektir.    

Çiftlik

Bayır’dan yukarıya Söğüt’e yönelen asfalt yol üzerinde yaklaşık 1 km sonra Çiftlik yol ayrımını kaçırmamaya dikkat edin. Yol ayrımından sonra kısa bir düzlük ardından Çiftlik Koyu’na doğru iniş başlıyor. Bir yanda Çiftlik Koyu, arkanıza döndüğünüzde ise Hisarönü körfezini göreceğiniz bu noktada bir süre dinlenip, çepeçevre çam ormanıyla kaplı temiz dağ havasını ciğerlerinize doldurun.

Çiftliğe biraz virajlı bir yolla iniliyor, 15 dakika sonra kumsaldasınız. Çiftlik Koyu’nun iri kumlu plajı ilgi görüyor. Marmaris ve çevre koylarda böyle plaj çok az. Denizin her zaman pırıl pırıl olduğunu da eklemekte yarar var. Bırakın kendinizi serin suya. Uzun uzun yüzün ve sonra uzanın kumlara.

Koyu çepeçevre saran kumsal Marmaris’ten gelen günübirlik teknelerin konakladıkları öğle saatleri dışında pek kalabalık sayılmaz. Bir tatil sitesi, biri büyük iki otel, koyda su sporları yapmaya imkan veren bir işletme, henüz sadece lokanta ve eğlence üniteleri yapılmış bir tatil köyü ve sahilde çardak lokantalarının müşteri yoğunluğu hissediliyor artık.

Çiftlik koyunun girişinde küçük bir ada var. Ada özel mülkiyette ve izin alınmadan girilemiyor.

Koyun iki yanındaki kayalıkların dalmak için uygun olduğunu ama artık zıpkınla avlanacak balık bulmanın çok zor olduğunu not edelim. Dalmak için tekneyle Çiftliğin hemen yanı başındaki Gebekse Koyu’na da gidilebilir. Bu koyun uç noktasında, kumsalda tarihi kalıntılar göreceksiniz. Gebekse kalıntılarının bir kiliseye ait olduğu sanılıyor.

Gebekse koyu, mavi yolculuk teknelerinin başlıca uğrak yerleri arasındadır. Az sayıda günübirlik tekne de uğruyor. Küçük bir kumsalı, bir çardak lokantası vardır. Deniz gözlüğüyle dalıp su altının binbir rengini seyretmekten büyük keyif alacaksınız.

Turgut & Şelale

Bayır’a 9 km uzaklıktaki Turgut, turizm sayesinde gelişmeye başlamış bir köy. Marmaris çevresindeki en büyük halı satış mağazaları Turgut girişindedir. Turistlerin gruplar halinde gelip alışveriş ettikleri halı ve hediyelik eşya mağazaları, köyde büyük bir canlılık yaratmış. Turgut girişinde eli yüzü düzgün çok sayıda lokanta da hizmet veriyor.

Turgut Köyü’nün koyunda Antik Çağ kalıntıları göze çarpıyor. Kalıntılar kıyıda bir bahçe duvarında, biraz içeride ise Ygeiakutsal alanını çevrelediği düşünülen temenos duvarında izlenebiliyor. Bu kalıntıların Hygassos antik kentçiğine ait olduğu sanılıyor.

Bayır’dan 5,5 km sonra sağda “Şelale” tabelasını göreceksiniz. Yoldan 200 m içerideki “Şelale” mevkiine toprak yoldan araçla gitmek mümkün. “Şelale”, bildiğimiz o ulu şelalelerden değil. Vadi boyunca sık bir bitki örtüsü arasından akan ve yaz aylarında suyu iyice azalan bir derenin 3-4 metre yüksekten dökülmesiyle oluşmuş. Derenin suyu buz gibi. Mayonuz yanınızdaysa eğer, şelalenin yarattığı ve derinliği 2-3 metreye bulan gölcükte yüzebilir, bunaltıcı sıcağın etkisinden kısa bir süre de olsa kurtulabilirsiniz. Çevrede ve şelalenin yanı başında çardak lokantalar var. Köylü kadınların oracıkta pişirdikleri gözleme ve ayran, soğuk duş ardından iyi gelecek. Dilerseniz alabalık da ısmarlayabilirsiniz.

Zaman ayırabilirseniz dere boyunca ve vadinin içerisine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Ama sık bitki örtüsünün zaman zaman yürüyüşü zorlaştırdığını unutmayın.

Orhaniye & Kızkumu

Orhaniye Turgut’tan sadece 2,5 km uzaklıkta. Turgut’tan sonra yol ikiye ayrılıyor. Orhaniye için sağa, Selimiye için sola devam etmek gerekiyor. Hisarönü Körfezi’nin kıyısındaki en önemli turizm merkezlerinden biri, Orhaniye’dir. Hisarönü Körfezi’ne gelen yatlar Orhaniye’de mutlaka gecelerler.

Orhaniye’de deniz her zaman çarşaf gibidir. Çevresindeki çam ormanının rengi suya vurmuş, deniz sadece buraya özgü bir renge sahip olmuştur. Çevre o kadar sakindir ki, kendinizi suya bıraktığınızda yüzerken çıkardığınız sesten başka bir şey duymazsınız.

Bu arada denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi çekecek. Şaşıracaksınız. Kumul hareketleri sonucunda karadan başlayıp koyu ikiye bölen bir sığlık oluşmuş. Yaklaşık 600 metrelik şeride Kızkumu deniyor. Bir de efsanesi var. “Sevgilisine ulaşmak isteyen kız eteğine kum koymuş ve denizi doldurarak ilerlemiş. Ama kum yetmemiş ve kızcağız orada boğulmuş.”

Koyun ortasında bir ada ve adanın tepesinde de kale kalıntıları var. Kalenin bölgede kurulu Baybassos antik kentine ait olduğu sanılıyor. Kayık tutarak adaya, patika yolu izleyerek tepedeki kale kalıntılarına kadar çıkabilirsiniz. Manzara harikadır. Yorgunluğunuza değecek.

Baybassos’lular, birleşik kaplar kuralından yararlanarak, kaleye Turgut’taki şelaleden kemerler ve su altına döşedikleri borular aracılığıyla su getirmişler.

Orhaniye Koyu girişinde, Keçi Bükü mevkiinde bulunan ve yatların yaz kış konakladıkları ve bakımlarının yapıldığı Martı Marina ve Otel tesislerinin yanında manastır kalıntıları var. Bahçesindeki mozaikler görmeye değer.

Orhaniye’den Hisarönü’ne ve Marmaris-Datça yoluna çıkmak da mümkün. Orhaniye – Hisarönü arası sadece 3,5 km Yol geniş ve asfalt.

Dişlice Adası

Orhaniye’den Hisarönü Körfezi’ne tekne turu da düzenleniyor. Selimiye, Hisarönü ve İnbükü gibi koylar ve Dişlice Adası’nda mola veriliyor. Öğle yemeği dahil tur akşama kadar sürüyor. Hisarönü Körfezi’ne hakim tepenin karşısındaki Dişlice adası, küçük kanyonları ve kaya yapısıyla ilgi çekiyor. Dişlice Adası anıtlaşmış volkanik kaya görüntülerine sahip. Kayalar o kadar girintili çıkıntılı ki, beraber olmak için yer arayan aşıklar için çok sayıda uygun köşe bulunduğu için “aşk adası” da deniyor. Adanın Bencik koyuna bakan arka yüzü ise minik plajlara sahip.

Selimiye

Orhaniye’den kıyı boyu asfalt yolu izleyerek Bozburun’a yönelince 10 km sonra Selimiye’desiniz. Yol geniş ve asfalt. Selimiye de Bodrum – Marmaris arasında seyreden mavi yolculuk teknelerinin uğrak yerlerinden biri.

Köy yeşillikler içinde. Deniz suyu temiz ve genellikle durgundur. İskele kenarında toplanmış küçük lokantalar genellikle teknelere hizmet veriyor. Sonsuz bir sükunet hakim çevreye. Kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenlere duyurulur.

Selimiye çevresinde tarihi kalıntılara da rastlanıyor. Antik adı Hydas olan Selimiye çevresinde üç kale kalıntısı var. Biri Selimiye’nin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya Tepesi’nde, sonuncusu ise Kızılköy Mahallesi’ndeki Aşarkale. Koyun güneydoğu tepelerindeki Helenistik Dönem sur kalıntıları ziyaret ediliyor. Kıyıdan 100 metre açıkta Selimiye’ye yaklaşan teknelere yol göstermek amacıyla inşa edilmiş gözetleme burcu, deniz feneri, manastır ve tiyatro kentin görülmeye değer diğer kalıntıları. Bölgedeki batıklardan çıkarılan kalıntılar ise Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergileniyor.

Fırtınalı havalarda teknelerin sığındığı doğal liman olan Selimiye koyunda plaj arıyorsanız eğer, iki km ötedeki pırıl pırıl kumlu “sığ liman”a gidebilirsiniz.

Selimiye’de yatların demirledikleri iskele çevresinde çok sayıda lokanta var. Balık bol. Türüne göre ister ızgara, isterseniz buğulama yapılıyor. Has zeytinyağı ve defne yaprağı buğulamaya ayrı bir tat katıyor. Kabak çiçeği dolması ise Güney Ege’nin spesiyalitesi.

Kamelya Adası

Selimiye’den çevre koylara ve adalara günübirlik tekne turları da yapılıyor. 45 dakikalık yolculukta ilk durak Kamelya Adası. Sahilde, kolaylıkla tırmanılabilecek yükseklikte bir manastır var. Siyah, beyaz, gri deniz taşlarından döşenerek yapılmış mozaik manastır tabanını süslüyor.

Bozburun

Bozburun’u, daha çok yatçılar tanır. Turizm bakımından bölgenin en bakir yerlerinden biridir. Sakin bir tatil isteyenlere önerilir. Büyük tesisler yok. Küçük ama kaliteli tesisler bulabilirsiniz. Sömbeki Körfezi’nin koylarından birinde yer alır. Çevre, Marmaris’in diğer bölgelerine göre alışılmadık ölçüde çıplaktır. PTT’si, küçük otelleri, pansiyonları, iyi balıkçı lokantaları vardır. En iyi guletlerin burada yapıldığı söylenir. Her yıl ekim sonunda Uluslar arası Bozburun Gulet Festivali ve gulet yarışları yapılıyor. Çevresinde tekneyle ulaşılabilecek çok sayıda sakin koy bulunmaktadır.

Bozburun yakınlarında Asar Tepesi üzerinde Larymna yerleşiminin pek önemli olmayan kalıntıları bulunur. Tepeye çıkış yaklaşık 45 dakika sürer. Sur parçaları, mezar kalıntıları çevreye dağılmıştır. Tepeden Bozburun güzel görünür.

Marmaris’ten Bozburun’a iki ayrı yoldan gidilebilir. Toplam 45 km tutan ilk seçenek için Datça yoluna girip, Hisarönü sapağından ayrılarak ve sahil yolunu izlemek gerekir.  Bozburun’a ayrıca, İçmeler-Bayır üzerinden güneye yönelerek de ulaşabilirsiniz.

Söğüt

Bozburun Yarımadası’nın uç ve biraz da sapa noktasında yer aldığından turizm trafiğinin önemli ölçüde dışında kalmış olan Söğüt Köyü’ne Bozburun’dan ya da Bayır’dan ulaşılabilir.
Köy çarşısı oldukça canlı, köylüler turizmin bilincinde, yardımcı olmaya çalışıyorlar, ilgi gösteriyorlar.

Söğüt’ün 1 km güneybatısında, okulun biraz arkasındaki tepecik üzerinde Thyssanos yerleşimi kalıntıları vardır. Kazı yapılmamış antik yerleşimde kalıntılar birkaç duvar parçasından, temel izlerinden ve tepenin arka yüzündeki duvar kalıntılarından ibaret.

Söğüt, denizden içeride kalır. Söğüt’ün denize açılan kapısı ise Saranda Koyu. Söğüt’e 3 km uzaklıktaki Saranda’ya toprak yolla ulaşılıyor. Saranda’ya inişte sizi etkileyici bir manzara karşılayacak. Sömbeki Körfezi ve yeşillikler içinde Saranda Koyu ayaklarınızın altında. İleride ve sisler içindeki büyük ada ise Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) Adası. Özellikle günbatımında bu manzarayı doyasıya seyredin. 

Saranda henüz keşfedilmemiş nadir yerler arasında. İskele çevresinde lokantalar bulunuyor. Fiyatları da oldukça uygun. Deniz ürünleri yanında köyde yetişen ürünlerden hazırlanan mezeler de lezzetli.

Taşlıca

Söğüt’ten Taşlıca’ya yol yaklaşık 5 km. Aracınız stabilize yolu aşmakta güçlük çekmeyecektir. Bir Karya kenti olan Phoinix’in kalıntıları ise Taşlıca’nın 4 km dışında, Asar Tepesi üzerinde ve çevresindedir. Köy ile antik yerleşim arasında, muhtemelen Antik Dönem’e ait patika yolda önce mezarlarla karşılaşılır. Taşlıca ile Asar tepenin aşağı yukarı ortalarında, çukurda kentin agorası; tepeye çıkarken oldukça iyi durumdaki bir yapı kalıntısı ve ardından kentin ana nekropolisi (mezarlık) görülür.

Kentin akropolisi Asar Tepededir. Tepede kalıntılardan çok, çevreye hakim manzara dikkat çekicidir. Bir yanda deniz, bir yanda Taşlıca köyü, öte yanda 1950’lerde terkedilip Taşlıca’ya yerleşenlerin yaşadığı Sindili Köyü’nün boş ve yıkılmaya yüz tutmuş evleri. Güneybatıda yaklaşık 6 km ileride Serçe Limanı yakınında Taşlıca’ya bağlı Aziziye Mahallesi görünür tepeden.

Bozukkale (Loryma)

Marmaris’ten Bodrum’a giden teknelerin konakladığı Bozukkale ve Loryma antik kent kalıntılarına karadan ulaşmak istenirse, önce Söğüt’ten Taşlıca’ya kadar arabayla gidip, sonra da biraz yürümek gerekir.

Bozukkale Körfezi, rüzgara karşı korunaklı konumuyla bugün mavi yolculuk teknelerinin ve yatların en önemli durak noktalarındandır. Körfez tarihte de bu konumu nedeniyle stratejik öneme sahipmiş.

MÖ 1412 yılında Atino donanması burada konaklamış, MÖ 395’te Knidos deniz savaşı öncesinden donanma burada toparlanmıştı. Koyda bugün mavi yolculuk tekneleri ve yatlara hizmet veren üç lokanta bulunmaktadır.

Loryma Antik kent kalıntıları koyun giriş noktasında, körfeze hakim konumdaki tepenin üzerindedir. Kentten bugüne ulaşan en önemli kalıntı 120 metre uzunlukta ve 10 metre genişlikte ve oldukça iyi durumdaki kaledir. Kale körfez girişini korumak için yapılmış ve zamanla tahkim edilmiş. Körfezin kuzeyine düşen ve tırmanması oldukça zor olan bir tepe üzerinde bir Antik Çağ kalesi daha olduğunu not edelim.

Hisarönü

Dar ve virajlı bir yol olan ve bir ara epeyce yükselen Marmaris – Datça yolunun en keyifli tarafı, bir yanda Hisarönü, öte yanda Gökova körfezlerinin ayaklar altına serildiği manzaraya sahip olmasıdır. Birazdan aşağı inecek ve birbirinden güzel koylara girme fırsatı bulacaksınız. Marmaris – Datça yolunun 22. km’sinden sola, Bozburun yoluna girdiğinizde bir km sonra Hisarönü Köyü’ne çıkacaksınız. Hisarönü, kendi adıyla anılan körfezin uç noktasındadır. Köy ana yoldan biraz içeridedir. Denizi sığ, kumu kiremit rengi olan Hisarönü, Marmaris’in kalabalığından uzak sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin seçeneklerinden birini oluşturuyor. Hisarönü’nün her zaman esintili nemsiz havası ve temiz suyunun astım ve kalp rahatsızlıkları olanlara iyi geldiği biliniyor.

Köy ile körfez arasında Eren dağı üzerindeki Pazarlık (ya da Gavur Pazarı) adı verilen düzlükte Kastabos adlı bir tapınak kentçiğinin kalıntıları göze çarpıyor. Kalıntılar Hemithea Tapınağı’na ait. Antik Çağ tarihçisi Sicilyalı Diodoros, Apollon tarafından bu bölgeye getirilmiş Molpadia(şarkıcı) adlı kadına Hemithea(yarı tanrıça) adı altında tapınıldığını ve onun için bir tapınak yapıldığını, tapınağın ününün uzun süre devam ettiğini anlatır.

Kastabos kentçiği Baybassos antik kentine bağlıydı. Baybassos kenti ise tapınağın 1-2 km kuzeyinde, Marmaris- Bozburun yolu ile deniz arasındaki tepenin üstünde ve yamaçlarında izlenebilir. Tepedeki Ortaçağ kalesi iyi durumdadır.

Hisarönü ve Orhaniye’den çevreye tekne turları organize ediliyor. Tekneler İnbükü Koyu’na, Kartal Koyu’na, Tavşan Adası ve Bencik Limanı’na uğruyorlar.

Bencik Limanı

Hisarönü Körfezi’nin yatlar için en tercih edilen koylarından biri olan Bencik Llimanı, Datça Yarımadası’nın en dar noktasını oluşturuyor. Bir taraf Hisarönü, diğer taraf Gökova körfezleri. Bencik Limanından çıkıp yaklaşık 20 dakikalık yürüyüşle Bördübet Koyu girişine çıkabilirsiniz.

Bördübet Koyu

Marmaris-Datça yolunun 29. km’sinden sağa bir toprak yola girerseniz, bu yol sizi Gökova Körfezi’ne, körfezin eşsiz köşelerinden biri olan Bördübet Koyu’na götürecektir. Yolda hemen aracınızı bir kenara çekip denize girmeye davet eden küçük koylar göreceksiniz. Ama bunları geçebilirsiniz. Biraz sabredip çok daha güzel yerlere ulaşabilirsiniz. Yol 9 km sürüyor.
Bördübet Koyu, çevredeki en güzel ve bakir koylardan biri. Sadece bir kamping ve otel var. Bu tesisler de çevreye çok duyarlı kişilerce yönetiliyor. Koy ve çevresi 1. derecede doğal SİT, her türlü yapılaşma yasak.

Denizden dere gibi bir koy giriyor içerilere, izliyorsunuz gerçekten dere oluyor sonunda. Yatlar biraz içerilere, daha küçük tekneler derenin ta içlerine kadar girebiliyorlar. Doğal bir liman,fırtınalarda güvenli bir sığınak.

Çevredeki yamaçlar orman, yürüyüş yapmak isterseniz sadece kuş sesleri duyacağınız patikalara girin.

Karacasöğüt (Şelale, Mağara ve Antik Yerleşimler)

Marmaris-Muğla yolunun 11. km’sindeki Karacasöğüt yol ayrımından sapıp çamlar arasında uzanan yol izlendiğinde eşsiz Gökova sahillerine ulaşılıyor.

Karaca ve Söğüt limanları, mavi yolculuk teknelerinin önemli uğrak yerlerinden biri. Önceki yıllarda meydana gelen ve geniş bir alanı tahrip eden yangının izlerine rağmen hâlâ gözde.

Söğüt Şelalesi ve Karacain Mağarası için Karacasöğüt’ten Okluk koyuna giderken 2-3 km sonra sağa ayrılmak gerekiyor. Tabela olmadığı için yöredeki köylülere sorun. Şelale 25 m’den dökülüyor. Altında doğal havuzu var.

Somalıkaya Düdeni ve Suçıktı Mağarası adlarıyla iki bölümlü mağaranın Somalıkaya Düdeni’nin ana giriş noktalarından biri de burada. Mağaraya inişte yanınızda şişme bot olmalı. Galerilerde ancak botla ilerlemek mümkün. 421 metre uzunluk ve 15,5 metre derinliğe sahip mağaranın 342 m’lik bölümü aktif ve 2 gölü barındırıyor. Amatör gezginler mağaraya rehber eşliğinde girmeli ve 10 metreden fazla da uzaklaşılmamalı.

Somalıkaya Düdeni’nin 1 km batısında yer alan Suçıktı Mağarası’nın ise ancak 1 km uzunluktaki bölümü keşfedilebilmiş, mağaracılar tarafından. Mağara ve şelalenin bulunduğu alan SİT alanı ilan edilmiş.

Söğüt Köyü’nün yaklaşık 2 km güneydoğusunda Altınsivrisi tepesinde Euthena antik kent kalıntıları var. Denizden yüksekliği 700 metre olan tepeye çıkmayı göze alanların, Karaca Köyü Ovacık Mahallesi’ne gelmeleri, dar ve dik patikayı izleyerek tırmanmaları gerekiyor. Çevreyi bilmeyenler patika için köylülerden yardım istemeli. Tepeye yaklaştıkça kent nekropolisi, biraz yukarılarda çeşitli sur kalıntıları, kaya mezarları ve sarnıçlarla karşılaşılacaktır. Tepede ise Antik Dönem tapınağı kalıntıları yanında orman gözetleme görevlisinin kulübesi vardır. Şansınız varsa bir yorgunluk çayı sizi bekliyor olabilir.

Euthena’nın Antik Dönem’de Rodos’a bağlı küçük bir kent olduğu tahmin ediliyor.

Söğüt yakınlarında bir başka antik kent daha var. Amnistos antik kenti kalıntıları köyün yakınındaki bir burun üzerinde. Kentten bugüne sur kalıntıları ile deniz kıyısında eski liman duvarı ulaşmış.

Çubucak ve İnbükü Orman Kampları


Marmaris’ten Datça’ya giderken 20. km’de Çubucak Orman İçi Dinlenme Yeri, 23. km’de solunuzda göreceğiniz derin bir yarın altında çamlar içinde güzel bir koy (Girişi biraz ileride ve otomobille sahile kadar inilebiliyor.) 28. Km’de de gene bir orman içi dinlenme yeri olan İnbükü’nü göreceksiniz. Temiz havalı, nispeten serin ve denizi pırıl pırıl. Bu koylar otomobiliyle Datça’ya gidenler için uğranılabilecek güzel yerler.

Yanınıza kumanyanızı alıp gürültüden, kalabalıktan uzak bir gün de geçirebilirsiniz. İnbükü’nde orman kampında bir şeyler yiyebileceğiniz bir büfe de var. Özellikle İnegöl köftesi tavsiye olunur. Tavuk, balık ve et de yiyebilirsiniz. Hepsi odun ateşinde pişiriliyor ve ayrı bir lezzet kazanıyor.

Kampa girişte kişi ve araç için küçük bir para ödeyeceksiniz. Bu koyda karavan veya çadırla kamp yapmak da mümkündür.  

Nasıl Gidilir

Kara yolu

Marmaris’e karadan ulaşım başta Muğla olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Denizli, ve Antalya’dan düzenli otobüs seferleri ile yapılmaktadır.

Hava yolu
Uçakla gelecekler için en yakın havaalanı Dalaman (90km) sadece bir saat uzaklıktadır .

FACEBOOKTWITTERINSTAGRAM