Akyaka

Akyaka, il merkezine en yakın ilçe olup 25 km mesafededir. Muğla – Marmaris karayolu üzerindedir. Muğla coğrafyasının neredeyse tam ortasında yer almaktadır.

Akyaka – Gökova Körfezi, doğudan Köyceğiz, ve güneyden Marmaris ilçesi ile komşudur.

Yörede hakim bitki örtüsü Akdeniz makisi ve orman olup İlçenin % 65’i ormanlarla kaplıdır.

İklim

İlçede Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Yaz ayları sıcak ve kurak, kış ayları ise ılık ve bol yağışlıdır.

Gezilebilecek Tarihi ve Turistik Mekanlar

Muğla-Marmaris yolunun 15. km’sinde başlayan Sakar Geçidi’nden ovaya doğru kıvrılarak inen 7 km’lik yolu ya giderken ya da dönerken günışığında geçmelisiniz. Gökova Körfezi’nin ve ovanın manzarası gerçekten baş döndürücü  derecede muhteşemdir.  Yol kenarında manzara seyretmek için park yerleri vardır. Aracınızı kenara çekin ve düşlere dalın. Körfez çoğu zaman sisler içindedir ve daha da düşsel bir manzara sunar.

Bu virajlı yol ovaya inerken Akyaka’ya ayrılıyor. Sağa dönüp çamlar arasından Akyaka’ya giriyorsunuz. Olur da bu sapağı kaçırırsanız, Marmaris-Muğla kavşağından sola dönün. Bu yolun bitiminde sola dönüp Azmak denilen pırıl pırıl dereyi izleyin.

Akyaka’nın özel mimarisi hemen dikkatinizi çekecektir.  Sağınızda solunuzda ahşap yapıların en güzelleri sıralanıyor. Özenmemek, imrenmemek çok zor. Bu muhteşem evlerde bir kaç gece konaklayabilirsiniz. Akyaka’nın otelleri, pansiyonlarının çoğu bu güzelim mimarinin, bir kısmı da Nail Çakırhan’ın yapısıdır. Çağıl çağıl akan ve içinde ördeklerin, kazların oynaştığı dere kimi otellerin, evlerin bahçelerinin içine girip çıkar. Denize ulaşınca başka bir maceraya başlar.

Akyaka şehir merkezi içine girip orman alanına doğru ilerlerken sola dönerseniz plaja çıkarsınız. Deniz sığ ve dalgalı olduğu için biraz bulanıktır. Azmak derenin denizle buluştuğu noktadır burası. Dilerseniz tekneyle Azmak’a girebilir ve berrak suda kocaman tatlı su balıklarını seyredebilirsiniz.

Şehir merkezinin hemen yanı başında başlar yemyeşil çam ormanı. Orman Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen kamp ve piknik alanında bir lokanta var. Ayrıca konaklamak için de bungalovlar bulunuyor. Denize ormanın gizlediği küçük kumsallı koylardan girmek için daha ötelere gitmek gerekiyor. Akyaka’dan tekne kiralayarak ya da yürüyerek bu koylara ulaşabilirsiniz.

Akyaka’ya girişte Azmak Çayı  kenarına kurulmuş lokantalar iyi bir yemek molası vermek için en güzel yerdir. Çevrenin balıkçılarının ağlarına takılan en iyi balıklar buraya gelir. Azmak boyundaki lokantaların hepsinde taze balık bulabilirsiniz.

Kent Turu

Ula

Ula’ya girdiğinizde Akyaka’da göreceğiniz ilginç mimarinin kaynağını bulacaksınız. İlçe merkezine geldiğinizde yol kenarına park edilmiş bisikletlerin çokluğu sizi şaşırtabilir. Ulalılar son yılların gözde şehir içi ulaşım aracı sayılan motosikletlerden daha çok tercih ediyor bisiklet kullanmayı. Temiz havayı, huzurlu kent yaşamını belki de buna borçlular.

Muğladaki sivil mimari örneklerinin en güzellerini Ula’da görebilirsiniz. Ula, yapıları kadar yapı ustaları ile de biliniyor. Ama Ula’daki eski yapıların da çoğu yıkılmış, ayakta kalanların bir bölümü korunuyor. Ara sokaklarda dolaşıp  görülmeye ve fotoğraflamaya değecektir.

Ula Evleri’nden biri Ula Türk Evi adıyla restoran olarak kullanılıyor. Ula mutfağının özgün çeşitlerini de bulacaksınız bu restoranda.

İlçeye çok yakın mesafede çevre yolu ile ulaşabileceğiniz  “Ula Kanyonunu” yüksek bir noktadan izleyebilirsiniz. Bu kanyona girmek isterseniz, rehber almanız şart. Başlangıç noktası olarak da Ula’nın 5 km. uzağındaki Kızılağaç Köyündeki Kanyon girişini almalısınız. Kanyonda yer yer heyelan etkisiyle taş düşme riski bulunduğunu belirtelim. Bahar aylarında tüm haşmetiyle akan şelaleleri rehberinizin götüreceği güvenli noktalardan fotoğraflayabilirsiniz. Yaz aylarında suyun azaldığını hatırlatalım.

Muğla’dan Ula’ya giderken solunuzda kalan fabrika binasına gelmeden sola ( ya da Ula kavşağından geri dönüp birkaç km sonra sağa) dönerseniz, beş-on dakika içinde küçük bir adacığı da olan bir gölet göreceksiniz. Burada gölet içinde adadaymış gibi görünen restoranda yemek yiyebilir, bir şeyler içebilirsiniz. Ya da gölet kenarlarındaki piknik masalarından yararlanabilirsiniz.

Ula çevresinde  Alicin Dağı’nın yükseldiği  yerde, hakkında çeşitli efsaneler anlatılan yörede “Yedi Delik” adı verilen  14 adet kaya mezarı var. Yumuşak kayaların oyulmasıyla elde edilmiş mezarların Karya Dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

Ula doğumlugazeteci, şair, uluslararası ödüllü mimar ve restoratör  Nail Çakırhan’ın, Ula evlerinin geleneksel mimarisine kendi yorumunu, kendi zevkini de katarak  Akyaka’da kendisine yaptırdığı Ula tarzı ev  çok beğenilmiş ve Ağa Han mimarlık ödülünü de almıştı. Önce eş dost, sonra da aralarında otel ve tatil köylerinin de bulunduğu geniş bir çevre bu mimari tarzı esas alan işler yaptırırlar, hem Nail Çakırhan’a ve hem de başka mimarlara.

Bugün Gökova Körfezi kıyısında  Akyaka’daki evlerin hemen tamamında bu tarz egemen. Ula’nın geleneksel mimarisi böylelikle Çakırhan ile yeni bir hayat bulur. Ula’lılar unutmaya başladıkları eski evlerini hatırlayıp, restore etmeye, yenilemeye, yeniden yapmaya başlarlar eski Ula evlerini.

Ula evlerinin en önemli tarafı ahşap işçiliği. Dolap kapakları, tavan işlerine kadar hep oymalı, hep süslemeli.

Ula Pazarı

Rast getirebiliyorsanız Ula’yı Cuma günü gezin. Cuma Ula’nın pazarıdır. Pazar artık büyük kentlerde göremeyeceğiniz bir yerellik  taşır. Kırlardan toplanan çeşitli otlar, taze ve kurutulmuş sebzeler, elişleri, hasır ürünler satın alabilirsiniz.

Sedir Adası – Kedrai

Sedir Adası, coğrafi ve idari olarak Ula sınırları içinde yer almaktadır.  Muğla – Marmaris yolunun 12. km’sinden sağa ayrılan yol, 6 km sonra Gökova Körfezi’nin bir başka noktasına, Çamlı İskelesi’ne ulaştırır sizi. Çamlı İskelesi’nden doldukça kalkan tekneler Sedir Adası’na gidiyorlar.

Sedir Adası, Kedrai Antik Kenti ve ünlü Kleopatra Plajı ile tanınıyor. Kedrai bir Karia kenti. Sonradan Rodos devletine bağlanmış.

Kedrai sedirler anlamına gelir. Özellikle gemi omurgası yatırmada kullanılan dayanıklı ağaç sedirin adada varlığı bilinmemesine karşın, eski Yunanca’daki anlamı budur. Rodos Karşıyakası’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Kedrai, surlarla kuşatılmıştı. Kule ve duvarları kıyıda izelenebilen kentin orta kesiminde Dor düzeninde Apollon tapınağı bulunur. Tapınaktan bugüne ancak temelleri ulaşabilmiş.

Agora, çeşitli yapı kalıntıları ve kent nekropolisinin yanı sıra, adanın doğu kesiminde ise yüzü kuzeye bakan ve oldukça iyi durumda tiyatrosu vardır. Knidos gibi büyük kentleşmeleri saymazsak, Rodos Karşıyakası olarak adlandırılan Marmaris-Bozburun yöresinde, İlkçağ yerleşimlerinin ancak üçünde tiyatro görülür.

Atina ile Isparta arasında süren Peloponnessos Savaşları sırasında kente, İÖ 405 yılında, Atina yandaşı olması yüzünden saldıran Ispartalı general Lysander, adayı ele geçirmiş ve halkını köleleştirmiştir.

Adanın altın sarısı kumlarından öykülenen, Kleopatra ile ilintili anlatım vardır. En yaygın anlatılanı da kumların Mısır Kraliçesi Kleopatra ile sevgilisi Roma’lı Komutan Antonius’un adada buluşmaları için Mısır’dan gemilerle getirildiği şeklindedir.Adanın kuzey kıyısındaki kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır ve Ege ve Akdeniz’de Sedir dışında sadece Girit Adası’nda görülür. Ada ve çok özel jeolojik oluşumlar sonucu ortaya çıkan ve giderek azalan kumlar  2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları koruma Kanunu gereği koruma altına alınmıştır.
                                                                                                                                      
Kleopatra Plajı’nın altın sarısı kumu ve mavinin farklı tonlarını bir arada yansıtan denizi ile Sedir Adası ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Tekneler Çamlı iskelesine öğleden sonra saat 16.00 – 17.00 arası dönüyorlar.

Geyik Kanyonu

Ege ve Akdeniz’de kıyısı bulunmasıyla önemli bir konuma sahip olan Muğla, turizmin birçok çeşidine olanak tanırken, bünyesinde cennetten köşeleri barındırır. Geyik Kanyonu ise sadece bölgede değil, ülke çapında keşfedilmeyi bekleyen bir cennet köşedir. Zengin fauna ve florası, eşsiz görünümündeki şelaleleri, mağaraları, yaban hayatı ve parkurlarıyla doğa sporcularının yanında fotoğrafçıların da gözdesi olan kanyon, yeni bir turizm destinasyonu olmaya adaydır.

Geyik Kanyonu, geçimini arıcılıkla sağlayan Arıcılar Köyü (şimdilerde mahalle) yakınlarındadır. Kanyona ulaşmak için virajlı ve uzun bir yolculuk yapmanız gerekse de doğa manzarası eşliğinde yaptığınız bu yolculuk ve ardından karşılaştığınız şaşırtıcı güzellik, bütün yorgunluğunuzu unutturacaktır.

Dünyanın önde gelen dağcıları tarafından “gizli bir doğa cenneti” olarak nitelendirilen 20 km uzunluğundaki Geyik Kanyonu, Muğla-Denizli sınırında başlayıp, Ula’nın Karabörtlen (Karaböğürtlen) Mevkii’ne kadar uzanıyor. Kanyona girişler, Arıcılar, Gölcük ve Çakmak köyleri ile Namnam Mevkii olmak üzere dört noktadan sağlanıyor. Arıcılar veya Gölcük çıkışlı turlarla genellikle 4-5 saatlik yürüyüşle mağaralara kadar ulaşılıp dönülebiliyor. Kanyonda keşfedilmiş 10’a yakın mağara, mağara içlerinde sarkıt, dikit ve bunlardan oluşmuş sütunlar bulunuyor. Her bir yanı yüksek dağlar ve ağaçlarla çevrili Geyik Kanyonu’nda, kızılçam, sığla (güllük), kızılağaç (boya), çınar (kavak), sandal, kekik türleri, mantar ve kuzugöbekleri sizi bekliyor.

Bu muhteşem kanyon gezisi için rehber / klavuz almanızı öneririz.

Nasıl Gidilir

Kara yolu

Muğla il merkezine yakın olduğundan karayolu ulaşımında sıkıntı yoktur.

Hava yolu

Dalaman Havalimanına 55 km uzaklıktadır.

FACEBOOKTWITTERINSTAGRAM